MANİLER

       
Köyümüz güzel, yalnız kuzdur
Güneşi arkada etkisi azdır
En güzel mevsimi ilkbahar yazdır
Köyümüzün kıymetini bilelim
Gamı kini kalbimizden silelim
  Gurbette yaşıyor köylünün çoğu
Çerkeşten ayrılır gurbetin yolu
Bahar gelince hep geri geliriz
Köy bizi biz köyü severiz
Eyrü büyrü Aksökü nün yolları
Gardan beyaz Hatce nin golları
Hatcem de köyümüze gelecek
Köçek Halil vereminden ölecek
       
Ömer Gürses her yere ağaç dikerdi
Benim demez hep hayrat ederdi
Koyun kuzu güden oturup yerdi
Köyümüzün kıymetini bilelim
Gamı kini kalbimizden silelim
  Batıda Gerede doğuda Ilgazı
Yeşiller içinde görün Dalgozu
Pilav gününde gelini kızı
Köy bizi biz de köyü severiz
Hatcem senin gibi olmuş var mıdır
Hiç haladan guma gelmiş var mıdır
Halil in belinde ibrişim guşak*
Halil e verdiler bi garı dört uşak
       
Üzerimiz orman yeşilimiz çoktur
Ceviz yeşiline ihtiyacımız yoktur
Havası oksijen ise gayet çoktur
Köyümüzün kıymetini bilelim
Gamı kini kalbimizden silelim
  Doruktan bakınca biraz yokuştur
Çakmak Kayadan baksan nakıştır
Kıymetini bilmiyoruz ne iştir
Köy bizi biz köyü severiz
Halil tabancayı nerde bırakdın
Gızı bırakdın garıyı gabdın
Aksökü de çifte köçek oynuyor
Köçek Halil Ilgaz yolunu boyluyor
Maymun halam döne döne oynuyor
       
Yirmi dört köyün vasıtası geçer
İlkbahar olunca çiçekler açar
Yılın yedi ayımız orada geçer
Köyümüzün kıymetini bilelim
Gamı kini kalbimizden silelim
  Altında çay, üzeri orman
Yokuşu dizlerde bir derman
Doğusu Dut Dibi, batısı harman
Köy bizi biz köyü severiz
Etme Hala etme sen de bulursun
Ettiğine sen de nadim* olursun
       
Tüfeğini alır ava gidersin
Soğuk su başında piknik edersin
Oltan varsa balığa da gidersin
Köyümüzün kıymetini bilelim
Gamı kini kalbimizden silelim
  Vadiden çay akar, sahili çoktur
Hepsi tahsili cahili yoktur
Melan Deresinde köyümüz tektir
Köy bizi biz köyü severiz
Galdırım döşedürün
Acem şal guşadurun
Alem çekme gız güllü
Ben seni boşadurun
       
Bayramören kaza, köyümüz güzel
Sonbahar da olunca dökülür gazel
Yolumuzda temiz olsa ne güzel
Köyümüzün kıymetini bilelim
Gamı kini kalbimizden silelim
  Eskiden köyde bayram olurdu
Oraya gözleme helva gelirdi
Köy halkı üç gün yemek verirdi
Köy bizi biz köyü severiz
Orta pınarın olukları doluyor
Satılmış gilin Osman muhtar oluyor
Osman muhtar olursa
Efeseyin vereminden ölüyor
       
Eskiden sekiz gün davul çalardı
Üç mahallede Darabul yanardı
Davul zurna çifte köçek oynardı
Köyümüzün kıymetini bilelim
Gamı kini kalbimizden silelim
  Şimdiki gençliğe örnek olalım
Yanlış yapmayalım dürüst kalalım
Çocuklarımıza temiz bir köy bırakalım
Köy bizi biz köyü severiz
Balı da yapan bi sarı arı
Cıddırıyı muhtar yapan iki garı
Birinci aza Topcu gızı
İkinci aza Garaböcünün garı
       
Melan Çayı ılgım ılgım akıyor
Evvel içiyorduk şimdi kokuyor
Belediye ilgisizce bakıyor
Acep niye kimden korkuyor
Köyümüzün kıymetini bilelim
Gamı kini kalbimizden silelim
  Kadıyeri Möhrelerden Kayabaşı,
Cebelde Etcemez çık olukbaşı
Köy içinden git Bahçelerbaşı
Köy bizi biz köyü severiz
Büyük tencereyi sattık
Bu gece açca yattık
Dünya kurulalı olmamış böyle kurak
Yandım kıtlık senin elinden
       
Muhtarlık yüzünden köy iki yarlık
Bilmem ahrete gider mi varlık
En sonunda gideceği mezarlık
Köyümüzün kıymetini bilelim
Gamı kini kalbimizden silelim
  Kış gelince beyazlara bürünür
Yaz gelince fasulyesi görünür
Okkası elli gayma böyle bilinir
Köy bizi biz köyü severiz
Ay ışıkdır ışıkdır
Sofra dolu gaşıkdır
Ben o gızı alacam
O gız bana aşıkdır.
       
Gençlerimiz bir araya gelecek
Geleneklerimizi yeniden kuracak
Yaşlılarımız da ön ayak olacak
Doğrusu da böyle olmalı ancak
Köyümüzün kıymetini bilelim
Gamı kini kalbimizden silelim
  Verimsizdir kıymetsizdir toprağı bağı
Çömlekten eksilmez paklası aşı
Dargın gider çoğunun gardaşı
Köy bizi biz köyü severiz
Altınım dört değil mi
Bu sözüm mert değil mi
Yari elinden aldım
Garnına dert değil mi
       
Kardeşler birbirine dargın olur mu
Dargın olduğunda huzur bulur mu
Dünyada yaptığın dünyada kalır
Sağ iken bunları yapsak ne olur
Köyümüzün kıymetini bilelim
Gamı kini kalbimizden silelim
  Köyü olmayandan ibret alalım
Yapıcı işlerde birlik olalım
Dahası var ama burda kalalım
Köy bizi biz köyü severiz
Garşıya fener geldi
Kalbime neler geldi
Yaşım pek küçük ama
Başıma neler geldi
       
Köyümüzde hep dargınlar barışsın
Bayram olunca el ele tutuşsun
Dünya boş bunu herkes de bilsin
Ahrete de tertemiz gitsin
Köyümüzün kıymetini bilelim
Gamı kini kalbimizden silelim
  Hoca musallada helallik alır
Halkın birbiride hakları kalır
Yaşarken bunları yapsak ne olur
Köy bizi biz köyü severiz
Şu dağın mazuları
Çift gezer tazıları
Ben buraya gelmezdim
Alnımın yazıları
       
Tabi ki de Demirtaş bana kızacak
Daha çok sözüm vardı yazacak
Gene de severim o kadar olacak
Komşumuz üzmeyelim gülelim
Kötü günde bir araya gelelim
Köyümüzün kıymetini bilelim
Gamı kini kalbimizden silelim
  Rast gele ortaya bir laf atarız
Bazen hazmeder bazen yutarız
Hep akrabayız göze batarız
Mezarlıkta sessizce yatarız.
Entarisi aktandır
Ne gelirse haktandır
Benzinin solukluğu
Belki de ayrılıktandır
       
Yazan : Emine Uysal   Yazan : Fikriye Uysal Yazan : Anonim
       
Elma verdim eline
Soydu goydu beline
Yemesini bilemedi
Yine verdi elime
  Gahve Yemen i neyler
Bülbül çimeni neyler
Ak topuk beyaz gerdan
Her gün hamamı neyler
Mani mani maçmayon
Ben maniden gaçmayon
Mani bende çok ama...
Defterimi açmayon
       
Poşusu poşusuna
Gün vurmuş karşısına
Adam aşık olur mu
Kapı bir gomşusuna
  Şu dere derin olsun
Suları serin olsun
Dua edin gomşular
Ayşa gız benim olsun
Tren gelir yarmadan
Direkleri hurmadan
Köy parası değil mi
Muhtarları oynadan
       
Uyan ey Dalkoz lu uyan!
Gücün yetmiyorsa devlete dayan
Yeter ki birlik olalım edelim bayram
Tatili orada geçirmek isterim Dalkoz
  Minareden taş mı olur
Bundan ince gaş mı olur
Bundan ince gaş olsa
Bu gızınan baş mı olur
Tren gelir kışladan
Direkleri vişneden
Köy parası değil mi
Muhtarları kişneden
       
Dalkoz deyince herkes düşündü
Bütün kellerin kafası gaşındı
Bayramören lilerin bile aklı şaşırdı
Tatili orada geçirmek isterim Dalkoz
  Mani mani mahimdir
Mani bilmeyen kimdir
Bir sen söyle bir de ben
Bakalım dertli kimdir
Tren gelir yücesi
Gaba tüter bacası
Bizim gelin gızın
Bu gece son gecesi
*Ahmet Dinç   *Nadim : Pişman *Alem: ay-yıldız
Mehmetler metin olur
Adları bütün olur
Mehmed e varan gızlar
Yanar da tütün olur
 
Aydır açar ağlama
Gündür geçer ağlama
Bi gapıyı kapayan
Birini açar ağlama
Tren gelir öterek
Kömürünü dökerek
Biz ayşeden ayrılıyok
Göz yaşları dökerek
       
Şemsiyeyi almış gidiyo işine
Yine düştü göçük bağın peşine
Görmedin mi Aslangilin çakılı
Allah sana versin akılı.
  Vurun yayık gümlesin
Aşıklar inilesin
Sevip de alamayan
Hiç evlendim demesin
Köyümüzün alt yanından
Çay akıyor harıl harıl
Tarlalar yanıyor cayır cayır
Yandım kıtlık senin elinden
       
Gahve Yemen den gelir
Bülbül çimenden gelir
Ak topuk beyaz gerdan
Her gün hamamdan gelir
  Soğuk suyun oluyum
Gız destine doluyum
Eğer nişanlın yousa
Ben nişanlın oluyum
Öküzleri saldım meşeye
Çocukları yatırdım döşeğe
İstida verdim vali paşaya
Yandım kıtlık senin elinden
       
Minarenin alemi
Gaşlar gudret galemi
Madem doktor değilsin
Niçin açtın yaremi
  Ay doğar edigünden
Gün doğar gedüğünden
Bekar oğlan, bekar gız
Döner mi dedüğünden
Çayırda gıldım namaz
O da hakka yaramaz
Gençlikde yapılanlar
O da gusur yazılmaz
       
Galenin ardı yanık
El uyur, ben uyanık
Ne anam var, ne babam
Küçükten ciğer yanık
  Aşağı köyün haberi
Yukarı köye uymayo
Seni alacam ama
Anan eve guymayo
Şu dağları delmeli
Gumunu elemeli
Senin gibi kötüye
Varıp da neylemeli
       
Sıra sıra kazanlar
Kara yazı yazanlar
Cennet yüzü görmesin
Aramızı bozanlar
  Şu dağları delmeli
Gumunu elemeli
İçerim ah çekiyor
O gızı görmeyeli.
Ay doğar ayazlanır
Gün doğar beyazlanır
Şu benim nazlı yarim
Hem güler hem nazlanır
       
Ay doğar aşmak ister
Bal dudak yaşmak ister
Benim bu cahil gönlüm
O gıza gavuşmak ister
  Ekin ektim olacak
Sevdan beni alacak
İkimizin sevdası
Mahşere mi galacak
Gosgoca Dalkozdan bir tacir çıktı
Davarı olanlar canından bıktı
Bu Kasım parayı nerden çekti
Ümit ederim kar etse bari
       
İki tepe arasında galmış
Tabiat güzelliği dereye dalmış
İnsanları hep gaflet içinde olmuş
Tatili orada geçirmek isterim Dalkoz
  Naşrabamın galayı
Gızlar çeksin alayı
Anan seni vermezse
Bıçak onun golayı
Gara tavuk uçuyor
Ganadını açıyor
Beni kendine yaktı
Şimdi benden gaçıyor
       
Davarı aldı trene vurdu
Tren Gayaş da turdu
Birisi de orada cansızca durdu
Ümit ederim kar etse bari
  Arkadaşın Ahmet** düşündü bunları yazdı
Seni istemeyenler bana da gızdı
Bütün kellerin yarası azdı
Ümit ederim kar etse bari
Yazan : Anonim
       
Çankırı vilayetin Bayramören kaza
Dalkoz köyü güzeldir haza
Nasipse gene gelirim yaza
Hasretin içimde yanar köyümüz
  Vara vara İstanbul'a varaydım
Sora sora Edirne'yi bulaydım
Edirne'ye gitsem arkadaş
Edirne'den düştü bana bir ataş
Dalkoz bizim köyümüz
Oğuzlardan soyumuz
Berrak akan suyumuz
İşte benim bizim köyümüz
       
Su ile dönen üç değirmen vardı
Kışın yayladan kar eksik olmazdı
Tertemiz içilen bol su akardı
Gidenler özler seni köyümüz
  Bu ayrılık benim sineme yoldaş
Üç günlük gelin idim neyleyim...
Gelinlik gınası elimde galdı
İşlediğim pullar sandıkta soldu

Dalları var Dalkozum
Orda geçer her yazım
O köy bize hep lazım
İşte benim bizim Dalkozum

       
Hilesiz insana huzur da haktır
Asude güzellerin elbette çoktur
Sebze hele üzüme diyecek yoktur
Gidenler özler seni köyümüz
  Edirne'nin etrafı direkli
İçinin askeri gayet yürekli
Yarimi sorarsanız gara bıyıklı...

(Ayşe Yıldırım'ın annesi, Ali Çavuş'a yazdı)
Doğusunda Ulumelan
Hayran olur seni gören
Batısında Bayramören
Kıymetini bilir insan olan
       
Toprağı altın derler burada
Tüm güzeller kalmış orada
Gelen gitmiş ben kalmışım arada
Hayalimde aranıyor köyümüz
  Aman padişahım zabitler hain
Uçan guşlar gibi ahuzardayım
Aman padişahım inme tahtından
Askerin galmadı senin bahtından

Melan çayı akar sakin
Asırlara dayanır kökün
VatanısınTevfik Fikret’in
Bir olalım akın akın.

       
Eşek avluda horoz ahırda yatardı
Herkes ezanla ayağa kalkardı
Otu ata, eti ite katardı
İnek dana hep birlikte köyümüz
  Yarimin cebinden 25 altın
Öldürmen yarimi esire katın
Tek yarim sağ olsun alırım satın
Kuzeyinde sarp dağların
Mis gibi kokardı üzüm bağların
O günleri hep ararım
Düş görür hayal kurarım
       
Oğul uşak şehirde pek inceldi
Orda doğan buralarda genceldi
Aslını inkar etmeyenler yüceldi
Toprağında bereket var köyümüz
  Ana olmayınca yavru kovulur
Gürük olmayınca civciv suya batar boğulur
Oğlum baban evlenirse anan evden govulur
(- Anne babam bu yaştan sonra evlenir mi, kendi kendine gurma? )
Oğlum sen bilmezsin onun fendini
Öküz iken tosun sanmış kendini...

(Kelağnın annesi)

Meyven sebzen bin bir çeşit
Geçer yolundan her türlü taşıt
Bir tarafta yeni köyün
Seni sever asil soyun

     
Anam babam vatanı benim toprağım
Ömrüm geçti hala ona doymadım
İçimde çok şey kaldı yapamadım
Hasreti içimde bir kor köyümüz
  Orman var kekik kokar
Çeşmeleri gürül gürül akar
Seni seven sana bakar
Sevmeyenleri kim takar
       
Adım Bayram Soyadım Ünlü
Bizde olmaz hiç iki dinli
Ne cani bulunur ne eli kanlı
Hasretin içimde yanar köyümüz
 

GELİN DOLMASI

Bitek bitek aldım
Tükenmez sandım
Dolma için gelin
Kovulmaz sandım.
Anama babama duyulmaz sandım
Taze gelin hep mi yedin dolmayı
Nasıl yedin bi tencere sarmayı...

Söylesem de bitmez derdim
Yuvamı da burda kurdum
Seni sevmeyen neslin
Selamını ben de kestim
     
Burada hasret gariplik ederim
Maziye değinir hep ah ederim
Canlıya cansıza bu selam ederim
Bağrımda kor gibi yanar köyümüz
  Yazan : Ahmet Dinç
   
       
Yazan : Bayram Ünlü      
       
Eski köyüm, eski Dalkoz nerede
Sular da çağlamaz oldu derede
Gurbetteyiz ama kalbim orada
Gitmeyenlere engel vardır arada
  Koyun yok ki dağlarda kurt neylesin
Sürü yok ki çoban onu yaylasın
Yoğurt yok ki yayıklar ne çalkalasın
Bırak sütü, ayranı da ararsın.
İlhami'nin kıymetini bilsinler
Tarihi eserleri onda bulsunlar
Düven, dirgen, yaba, tırmık araba
İlhami'den başkasında arama.
       
Dağ-taş demez tarlaları ekerdik
Bir santim yer için kavga ederdik
Tembel olduk hepimiz gurbete geldik
Bütün tarlaları ormana verdik.
  Bağdan üzüm gelirdi arabaynan
Şimdi yaprağı yok aramayınan
Üzüm kaynatırdık sabaha kadar
Pekmezini yerdik bahara kadar.
Dalkoz'un fasulyesi meşhurdu
Pazara gelince nak vurulurdu
Taze soğan, yaprak bir de sarımsak
Motorlar bunlarla doldurulurdu
       
Eski gençlerimiz şimdi yaşlandı
Okey masalarına saplandı kaldı
Şehirden gelenler hep hanım oldu
Nerde ekmek buldu orada kaldı
  Kaya tuzunu değirmende çekerdik
İpliği de hep kendimiz bükerdik
Eriğin suyunu reçel yapınca
Pestilini tahtalara dökerdik
Hiç bişey olmaz Dalkoz'un hali
Genç yaşta büküldü kahyanın beli
Bu dönemde Ali muhtar olmazsa
Korkarım bu kahya olacak deli.
       
Sadık muhtar koltuğuna oturdu
Nazar oldu sağlığını yitirdi
Boğazına haram lokma koymadan
Beş seneyi yüz akıynan bitirdi
  Bu gün günlerden Pazar Aralığın beşi
İnişli yokuşlu dünyanın işi
Niye böyle kırgınlıklar olmasa
Dargın ölür çoklarının kardeşi
Dünyaya gelenler bir gün göçecek
Ecel şerbetini mutlak içecek
Bu dünyada yetim hakkı yiyenler
Sırat köprüsünü nasıl geçecek
       
Yazan : Emine Uysal      
       
Dalkoz'um benim, bizim köyümüz
Oğuzlara dayanır soyumuz
Bekkar akan, mis kokan suyumuz
İşte benim, bizim köyümüz.
  Dalları var dalkozum
Orada geçer baharım, yazım
Benim köyüm alın yazım
İşte benim Dalkozum.
Doğusunda Melan, batısında Bayramören
Hayran olur seni gören
Kadrin bilir insan olan
Bilmeyene sorma bilem
       
Soğanlı Çayın akar sakin
Asırlara dayanır kökün
Vatanısın sen Tevfik Fikret'in
Bir olalım akın akın.
  Kuzeyinde sarp dağların
Mis kokardı üzüm bağların
O günleri hep ararım
Düş görür, hayal kurarım.
Meyven sebzen bin bir çeşit
Geçer yolundan her tür taşıt
Bir tarafta eski, diğerinde yeni köyün
Seni seven asil soyun.
       
Ormanın var kekik kokar
Çeşmelerin güpür güpür akar
Seni seven sana bakar
Sevmeyenleri kimler takar.
  Söylesem de bitmez derdim
Yuvamı da burada kurdum
Seni sevmeyen neslin
Selamını ben de kestim
Yazan : Sıtkı Muslu
(Emekli Öğretmen)
       
Garadaş, garıncalı
Oymağaç, örümceli
Aksökü, asar pusar
Aluçta, poyraz eser
Beyköy, beyler köyü
Köpüllü, kötü çöpüllü
Bayramören'in güzelleri çok
Dalkoz'u su basar
Melan'ın yiğitleri çok
 

Biri sağır biri topal
Kemal Ağa'yı aşağıdan çağır,
Köyümüz gayet bayır
Yaptıkları işten bu kadar çıkar hayır.

Fıhla'nın tepeden geçtim
Çağlayık'tan soğuk su içtim
Eski bağları görünce
Ben Dalkoz'dan vazgeçtim.

Nermin'in çatıda bülbüller ötmez olacak
Gış olunca bacasından duman tütmez olacak
Mehmet İstanbul'a gidince de
İşte o zaman çilesi bitiş olacak...

(M.Ali ÇAKIR)

 
   
   
     

 

Bunu paylaş !

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn