Rain Forest Blue Mountains

DÜĞÜNLERİMİZ

1970 li yılların sonunda köyümüzde nüfus diye bir şey kalmayınca köyümüzdeki eski düğünleri bildiğimiz, gördüğümüz, duyduğumuz kadarıyla anlatmak daha doğru olacak diye düşünüyoruz. Birazcık mişli mışlı olacak ama günümüz gençlerine bir hafta süren düğünleri ancak bir varmış bir yokmuş diye başlayarak anlatmak gerekiyor. Masallardaki kırk gün kırk gece süren düğünler yerine bizde yedi gün yedi gece süren düğünleri günü gününe anlatmaya başlayalım.

DÜĞÜNÜN BİRİNCİ GÜNÜ :

Düğünün başladığı civar köylerden veya ilçelerden getirilen davulcuların, zurnacıların ve de olmazsa olmaz Kastamonu köçeklerinin köy girişinden itibaren çalmaya başladıkları düğün havalarının sesinden anlaşılırdı. Gün boyu çalan davulların, zurnaların sesi eşliğinde taş dibeklerde ( bugün o dibekler acaba nerelere kayboldular ) tahta tokmaklarla gençler tarafından keşkek için iddialı oyunlarla bulgurlar dövülürdü. Bu dibek dövme olayı gece yarılarına kadar sürerdi.

DÜĞÜNÜN İKİNCİ GÜNÜ :

Düğün evine köylülerden ve civar köylerden gelenler tarafından odun getirilir ve damat evine ilk odunu getirene oğlan tarafı bahşiş verirdi.

DÜĞÜNÜN ÜÇÜNCÜ GÜNÜ :

Oğlan tarafı köyün hepsine yemek verirdi. Kadınlar oğlan evine ve kız evine KUTNU ya (KUTLAMA) ya giderlerdi. Kız evine gidenler genellikle yanlarında tavuk,yumurta gibi şeylerle,oğlan evine gidenlerse tercihen börek getirirlerdi. Öğleden sonra kız evinden oğlan evine gelinin çeyizi gelir ve gelinin geleceği ev süslenirdi. Oğlan evine gelinin çeyizi getirilirken civar köylerden gelen misafirlerde yanlarında hediye olarak çoğunlukla koyun getirirlerdi. Akşama kadar çeyiz getirilmesi ile akşam olurdu. Akşam olup hava iyice kararınca köyün kadınları ve genç kızları kız evine geline kına yakmaya giderlerdi.


KINA TÜRKÜSÜ

GINAYA GELİN GINAYA
BU GECE BİZİM HANEYE
GIZIM GINAN GUDLU OLSUN
YADELDE DİLİN DADLI OLSUN

ELİMİ SUNDUM USDUNA
ELİMİ KESDİ USTURA
MEVLAM ÇOK ŞİRİN GÖSTERE

GIZIM GINAN GUDLU OLSUN
YADELDE DİLİN DADLI OLSUN

BABAN PAZARA VARDI MI
ALIN YEŞİLİN ALDI MI
ŞU DA GIZIMIN DEDİ Mİ
GIZIM GINAN GUDLU OLSUN
YADELDE DİLİN DADLI OLSUN

BİNDİĞİN ATLAR ETLENSİN
GİTTİĞİN YAYLA OTLANSIN
GIZIM DİLLERİN DADLANSIN
GIZIM GINAN GUDLU OLSUN
YADELDE DİLİN DADLI OLSUN

HANİ BU GIZIN ANASI
ELİNDE MUMLAR YANASI
DAHA ÇOK MURAT GÖRESİ
GIZIM GINAN GUDLU OLSUN
YADELDE DİLİN DADLI OLSUN

ESVAB YUDUĞUM AKDAŞLAR
GÖLGELENDİĞİM AĞAÇLAR
BEN GİDİYOM HEY GARDAŞLAR

GIZIM GINAN GUDLU OLSUN
YADELDE DİLİN DADLI OLSUN

BİNER ATIN İYİSİNE
GİDER YOLUN GIYISINA
ÇAĞIRIN BEYİN DAYISINA

GIZIM GINAN GUDLU OLSUN
YADELDE DİLİN DADLI OLSUN

ATLADI ÇIKTI EŞİĞİ
SOFRADA GALDI GAŞIĞI
SEN BU EVİN YAKIŞIĞI
GIZIM GINAN GUDLU OLSUN

YADELDE DİLİN DADLI OLSUN

Kadınlar kız evinde geline kına yakarlarken köyün başka bir meydanında ise erkekler ortada yanan ve yöremizde DARABUL diye tabir edilen ateşin etrafında bir taraftan oynarken bir taraftan da oyundaki diğerlerinin omuzlarına kuvvetlice yumruk atarak onu yere devirmeye çalışırlardı.Yöremizde SİNSİN olarak tabir edilen bu oyun gençler arasında güç ve kuvvet gösterisi olarak yapılır ve apayrı bir anlamı olurdu. Darabul ateşinin etrafında oynanan oyunlar sadece sinsin ile sınırlı kalmaz buna seyirlik köy oyunlarından olan HALAY, ARAP OYUNU,KIZ KAÇIRMA,KÜMESTEN TAVUK ÇALMA gibi oyunlarda eklenirdi.

DÜĞÜNÜN DÖRDÜNCÜ GÜNÜ:

Öğleden önce GÜVEY BAŞI DOLANIR (Damada köy meydanında köyün imamı tarafından dualarla damatlık elbisesinin giydirilmesi), koluna kırmızı kurdele bağlanırdı. Siyah çarşaflar giydirilmiş, yüzleri kapalı DÜNÜRŞÜ kadınlar ( oğlan evinden kız evine gelini almaya giden kadınlar) atlara binerek kız evine gelini almaya giderken, köyün etrafında at koştururlardı.Bu kadınlardan bir tanesi oğlan anasını temsilen kaynana olarak giderken bir eline bir tane tabak diğer eline iki tane kaşık alır at üzerinde bunları çalarak giderdi. Kız evine gidiş sırasında köyün camisinin yanına gelindiğinde elindeki tahta kaşıklardan bir tanesini kırıp suya atar diğer kaşığı tabağa vurarak çalmaya devam ederdi.

Bu şekilde kız evine varan dünürlerin içinde hiç evlenmemiş olanlar var ise bunlar bahşiş almadan yüzlerini açmazlardı. Kız evindeki biraz eğlence yemekten sonra sıra gelini almaya gelince kız tarafından bir kişi - ki bu çoğunlukla gelinin erkek kardeşi yoksa yakın akrabalarından biri olur-bahşiş almadan gelini ,kilitlemiş olduğu odadan çıkartmazdı.Bahşişi alınan gelin törenle oğlan evine gitmek için atına bindirileceği sırada bu kez köyün korucusu -bu arada köyümüzün emektar korucusu ŞIBBALI nın kulaklarını çınlatalım-gelinin bineceği ata biner bahşiş almadan inmezdi. Oğlan evine gitmek üzere yola çıkan gelin halayı caminin etrafında üç kez dolanırlardı. Oğlan evine gelen gelin attan inmek için nazlanır bunun üzerine damadın annesi geline attan in bahşişi verirdi. Bu bahşiş çoğunlukla inek, koyun, tarla, bağ, bahçe gibi şeyler olabilirdi. Kaynanadan bahşişini alan gelin alkışlarla atından indirilirken üzerine bolluk, bereket getirmesi inancıyla buğday, şeker karışımı serpiştirilirdi. Bir erkek çocuğu evin eşiğinde kucağına verilir gelinde o küçük çocuğa bahşişini verirdi.

Oğlan evine damatla birlikte girerken ocak başının (şömine) duvarına yağ sürerdi. Evlilikleri tatlı geçsin diye gelin ve damada oğlan evinden bir kişi birer kaşık bal ikram ederdi. Daha sonra damat dışarı çıkarılırdı. Oğlan evindeki bu eğlence akşam namazına kadar devam ederdi.Bu arada gelinin sandığı açılırdı. Gelinin annesinin getirdiği bu sandıkta genellikle tavuk, helva, baklava oradaki köylülere parça parça taksim edilirdi. Bu merasime AKŞAM SEPET AÇMA MERASİMİ denirdi. Gelinin yanında genç bir kız ( oğlan tarafının akrabalarından ) sağdıç olurdu.Sağdıcın annesi gelinin yatağını hazırlar daha sonra hazırladığı bu yatağa uzanarak birdenbire çırpınmaya başlardı.

Bir taraftan çırpınırken aynı anda " ben hastalandım,beni sıtma tuttu,bana çarpıntı geldi " diye bağırmaya başlardı. "Ne yapalım, seni nasıl iyileştirelim " diye soranlara da "deve ciğeri yemeden benim hastalığım geçmez" diye cevap verirdi. Bunun üzerine gelinin kaynanası yani oğlan annesi ekmek arasında helva verirdi. Helvayı yiyen hastanın birden bire iyileştiğine şahit olunurdu. Daha sonra camiden yatsı namazından dönen damat HÖLLERLE (köyün imamının önderliğinde dualarla damat evine gelene kadar olan merasim) gerdek evine konulurdu. Köyün gençleri kapıda beklerler ve damadın onlara önceden hazırladığı bir yiyecek bohçasını alırlar karşılık olarak damadın sırtına omzuna yumruk indirerek oğlan evinden ayrılırlardı.

DÜĞÜNÜN BEŞİNCİ GÜNÜ:

Davulcu sabahtan gelini sağdıcıyla birlikte duvak yerine -köy meydanı- çıkarır. Damat kendi sağdıcıyla gezer. Erkekler köyün değişik yerlerinde eğlenirler yarışmalar yaparlar.Gelinin duvak merasiminin olduğu yer bir pazar yerini andırır. Burada bir çok şey özellikle incik, boncuk, giyim, kuşam-satılır. Gelinin çerezi diye adlandırılan kuruyemişler dağıtılır.Öğlene doğru bu duvak töreni biter. Bir kadın bir eline oklağaç (oklava) diğer eline de ayva çubuğu -dalı- alır, gelinin duvağını açar. Gelinin duvağını açarken şu sözleri söylerdi.

GELİNİM SÜPÜRGEN ELİNDE OLSUN
ETEĞİN BELİNDE OLSUN
AKŞAMIN BULAŞIĞINI SABAHA KOMA
SABAH KALKIP GIRT GIRT YUMA YUMA

PINARA VARIP KIRITMA
EVE GELİP SOMURTMA
GOCANIN YÜZÜNE SIRITMA

EVİNİZİN ÖNÜ MARUL
SULAR AKAR ŞARIL ŞARIL
DÜN GECE UTANMIŞSINDIR
BU GECE SIKI SARIL

SONRA SÖYLEYEMEZSİN
GAYNANANA ANA DİYEMEZSİN
GAYNANA ANA DE
KAYNATANA BABA DE
ALLAH MESUT ETSİN

Buna DUVAK SERPMESİ denir. Bu tören duvağın ve binanaleyh düğünün bitiğini gösterir. Damat sağdıçla birlikte gelip, gelini alıp oğlan evine getirir.. Köyümüzün üç mahalleden oluşması nedeniyle yukarı, orta, aşağı düğün hangi mahallede, ise o mahallenin kadınları köyün diğer mahallesinden olan kadınlarına yemek vermek üzere evlere taksim edilirdi. Evlerde eğlenceler devam ederdi.

DAVULCU, ZURNACI GİDER NETEKİM DÜĞÜNDE BURADA BİTERDİ.

Bunu paylaş !

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn