DALKOZ DESTANI

DALKOZ adın senin,en büyük kozun galiba dallar,
Yeşillikler, ormanlar, bahçeler - bağlar, sana çıkıyor bütün yollar.
Adını ne zaman, kimler nasıl koymuş bilinmez senin,
Düşman ayağı değmemiş ender yörelerden birisin.

Doğuda melan, batıda bayramören, güneyde çatkese yozgat,
Kuzeyde oymağaç, alıç - akseki, komşuların hep hoyrat.
Çayın iki yakasında toprakların var, başka köylerde yok bunlar,
Bölgede en büyük alana sahipsin, komşuların bundan korksunlar.

Güney yören Doruk zirvesi ile sınırlanır sarar çevreni,
Eteklerinde, arka dağ ve ön dağ, kalkan gibi korur seni.
Kuzey yören Akseki yaylası, Akpınar çayırı, sanki oksijen deposu,
Yamaçlarında çakmak kayalar, çorak topraklarıyla sazak bölgesi.

Doğu bölgen ulu Melan köyü, düz mekanda yayılmış,
Batıda,bağlı olduğun ilçen Bayramören, dere ağzına kurulmuş.
Filyos çayı çoğalarak topraklarından çağlayıp geçer,
Yüzmek, avlanmak, piknik yapmak, halkımız hep ondan bekler.

Britannica ansiklopedisi Filyos çayı için şunları yazıyor,
Yalçın bir boğaz görünümündeki derin bir vadiden akar diyor.
Evliya Çelebi, İç Anadolu bölgesindeki anılarını şöyle anlatmış,
Yalçın boğazlardan, derin vadilerden, yeşil alanlardan geçtim.

Zirve yapan tepeler, kıvrılıp giden ırmaklar, serin akan sular gördüm demiş
Kim bilir belki de, filyos çayını, dorukları ve çağlayık gibi sularını kastetmiş.
Aşağı bağlar, yukarı bağlar, eski bağlar, bir zamanlar hayat kaynağındı,
Şimdilerde ilgisizlik ve tembellikten ne yazık ki devre dışı kaldı.

‘Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur’ Atasözünü,
Halkımız el birliği ile ispatladı ve de yumdu gözünü.
Hey gidi koca çukuru, ne de güzel yakışmış bu isim sana,
Gerçekten de kocaman bir çukur açılmış topraklarına.

Ak kaya ile çiftlik de oturmuşlar karşı karşıya,
Selamlıyorlar birbirlerini yıllar boyu el sallaya sallaya.
Musalla, dere bahçeler, Möhreler, Harman kaşı, Köprübaşı, Pınarcık,
Eski köydendi bu isimler, nostalji oldu artık, yaşantımızdan çıkardık.

Bölgenin en eski yerleşim yerlerinden birisin koçum,
Geçmişin, tarihin nerelere uzanır bilinmez DALKOZ’ um.
Yeşil alan, dağ köyü,orman köyü, olmana rağmen konumun,
Maalesef hiç bir zaman layık olduğun muameleyi görmedin.

Yatırları, uluları, dedeleri barındırırsın topraklarında,
Kim bilir belki evliyalar da vardır kara bağrında.
Okumuş tahsilli kişileri hep yetiştirdin, yetiştiriyorsun da,
Onlar sana hizmetleriyle birazcık olsun geri dönmüyorlar ama.

Seni unutanlar, sana küsenler, varsın uğramasınlar topraklarına,
Sana gönül verenleri, seni çok sevenleri, sen sıkıca bas bağrına.
Anadolu' nun en çok göç veren illerinden (Çankırı ) birine bağlısın,
Gurbetlik insanları biraz üzer ve hüzünlü yapar ama neylersin.

Önceleri akın akın çıkmışlar gurbete rızık peşine,
Son zamanlarda dönüş başladı senin öz güvencene.
Eskiden yaşayanlar, dağ-taş, dere-bayır, toprakla boğuşurdu,
Şimdilerde bayağı bir tembellik var, adı da emeklilik oldu.

Yaz mevsimi çok yoğun, heyecanlı, telaşlı ve kalabalıksın,
Kış mevsiminde ise sohbet etmeye bile insan bulamazsın.
Böyle de serüven mi olur, sakin sessiz ve yalnız,
Yaşantını neden mevsimlere yayamıyorsun DALKOZ.

Öğretmenler yetiştirip yurdun dört bir yöresine gönderdin,
Ne yazık ki kendi içindeki sorunları hala çözemedin.
Seni ikiye böldüler, deprem bölgesinde bulunmanmış neden,
Mahallelerini kaybettin, yukarı köy ve aşağı köy oluverdin birden.

Çağdaş olalım, risksiz yaşayalım diye çıktık yukarı köye,
Birlik-beraberlik ve komşuluk ilişkilerini de yıktık ellerimizle.
Yeni yerleşim yerine alışmış olmasına rağmen halkımız,
Eski DALKOZ ’u da zaman zaman aramıyor değil gözlerimiz.

Sosyal dayanışma, kalkınma ve gelişme ihtiyaçları zamanla büyüdü,
Bu hedefler doğrultusunda 1956 ‘da ANKARA ’da Derneğimiz kuruldu.
Muhtelif nedenlerden dolayı Ankara ’da kalamadı, İstanbul ’a alındı,
Maalesef İstanbul ‘da da umduğunu bulamayıp öz kaynağına taşındı.

DALKOZ ’um, dönüşler başlıyor artık birer birer senin topraklarına,
Yönetiminle, alt yapınla, yaşamayı güzelleştir, artık zemini hazırla.
Geçmiş için hep güzelliklerden bahsettik, hatalar olmadı mı hiç,
Dedikodu, çekiştirme, adam sendecilik, bunlarda insanımız için suç.

Umutla bekliyoruz gelecek genç ve yeni kuşakları,
Elbet bitecek olumsuzluklar, mutluluk saracak ufukları.
Rastlamadım henüz “Çankırı ’dan adam çıkmaz” diyene,
DALKOZ ’um bunda senin insanlarının da payı var elbette.

Geçmişimiz, geleceğimiz, özlemlerimiz, köyümüz DALKOZ ’umuz,
Sende doğduk, yaşadık, sende geçirmek istiyoruz son günlerimizi.
Ahmet DİKMEN, anlatmaya doyamadı ama burada noktalıyor,
Daha yazılacak çok şeyler olacaktır, umarım ilerde yazılır diyor,
Şanlı DALKOZ senin dağını, taşını, toprağını saygı ile selamlıyor.

AHMET DİKMEN - 2003

Bunu paylaş !

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn